İslam dünyasında buluş ve icatlar (TIP ALANI)

Ebubekir Er-Razi (865-932)

 

Hekim ve simyacı Ebubekir Muhammed İbn Zekeriya er-Razi, cerrahide dikiş malzemesi olarak ilk kez hayvan bağırsağını kullanan kişidir. Razi, ilk göz ameliyatı, alkolün tıpta kullanımı gibi pek çok ilklere imza atarak tıp tarihinde sarsılmaz bir yer edindi!


İbn-i Sina

 

tam adı Ebu Ali el-Hüseyin ibni Abdullah ibn-i Sina el-Belhi. Geometri (özellikle Eukleides geometrisi), mantık, fıkıh, sarf, nahif, tıp, doğabilim üstüne çalışmalar yaptı. Farabi'nin el-İbane's aracılığıyla Aristoteles felsefesini ve metafiziğini öğrenip, hastalanan Buhara prensini iyileştirince (997) saray kütüphanesinden yararlanma olanağına kavuştu.

 

Bazı Eserleri

 

• El-Kanun fi't-Tıb, (ö.s), 1593, "Tıpta Kanun"(Tıp ile ilgili zamanının bilgilerini ihtiva eder. Orta çağda dört yüz yıl Batı'da ders kitabı olarak okutulmuştur. Latinceye on çevirisi yapılmıştır.) 

 

• Kitabü'l-Necat, (ö.s), 1593, ("Kurtuluş Kitabı"Metafizik konularda yazılmış özet bir eserdir. ) 

• Risale fi-İlmü'l-Ahlak, (ö.s), 1880, ("Ahlak Konusunda Kitapçık")

 

• İşarat ve'l-Tembihat, (ö.s), 1892, ("Belirtiler ve Uyarılar"(Felsefe ve onun kolu metafizik konularda yazılmış çok önemli bir eserdir.)

 

• Kitabü'ş-Şifa, (ö.s), 1927, ("Mantık, Matematik, Fizik ve İlahiyat yani Metafizik konularında yazılmış on bir ciltlik hacimli bir eserdir. 

Bir çok kereler Latinceye çevrilmiş ve ders kitabı olarak okutulmuştur.")

 

Günümüzden 600 yıl önce Paris Tıp Fakültesi'nin kütüphanesinde bulunan 9 ana kitabın en başında İbn-i Sina'nın el Kanun fi't Tıb adlı eseri yer almaktadır.

Batı'da Avicenna adıyla bilinir. Eserleri Latince yoluyla Batı dillerine çevrildiğinden İranlı filozof ve hekim olarak bilinir. Aslında bu yanlış hala bir çok kaynakta devam etmektedir. Eserleri Türkçe olarak yayınlanmadığından Türk olarak tanınmıyor.




Ali Bin Abbas

 

Ali bin Abbas’ın, 10. yüzyılda alt karın kanserleri hakkında

yazılar kaleme aldığını, hatta kanser ameliyatları yaptığını kimse bilmez.

Kanser ameliyatları hakkındaki şu görüşleri oldukça enteresandır:

 

"Doktorlar bu hususta nadiren yardımda bulunabilir. Tumörün organdan tamamen

ayrılması na çalısılmalı, köklerinden geride bir şey kalmaması icin tümörden

muayyen bir mesâfe uzaklaşacak şekilde etrafı kesilmeli ve temizlenmelidir."

Kanser ameliyati bugün de aynı şekilde yapılmaktadır.

 

Ali bin Abbas ,ameliyatı ögrencilerine şöyle öğretirdi:

 

"şimdi tümörü, sardığı dokudan ayırabilmek için yavasça ve itinayla kes.

Herhangi bir damarın yaralanmasına ve sinirin kesilmemesine dikkat et.

Operayon bir damara rastlarsa, kanamanın amaliyat sahasını kaplamaması için,

damarı dikkatle bağla. Kendini doğru ve tam bir itinayla çalısmaya ver.

Tümörü kesip alınca, küçük bazı kısımların içeride kalıp kalmadığını

araştırmak için, parmağını içeriye sok ve yokla. Böyle bir hal varsa onları

dikkatle bertaraf et. Bütün tümör çıkarılınca, fazla deriyi kesip kısaltmak suretiyle birbirlerine

ekle ve uygun hale getirdikten sonra, dikişi yap."

 

Bugünkü ameliyatlara tıpatıp uyan bu tarif, unutmayalim ki bundan 1000 yıl

kadar öncesine aittir. 

 

Bu tarif de bize açıkca gösteriyor ki, Müslüman doktorlar diğer ilimlerde olduğu gibi

tıpta da Avrupa´ya örnek ve önder olmuşlardır.


Huneyn bin Ishak

 

9. yüzyılda Abbasi Halifesi  El-Memun, Daru'l-Hikme adıyla bir akademi kurdu ve başına Nasturi bir hristiyan olan Huneyn Bin Ishak (808 -873) isimli ilim adamını getirdi

Nasturî Arap bilgin Huneyn Bin Ishak, yaptığı çevirilerle Arap filozof ve bilim adamlarının, Eski Yunan düşünce ve kültürünün kaynaklarına ulaşmasını sağlamış. Bağdat'ta tıp okuyan ve Eski Yunancayı çok iyi öğrenen Huneyn Bin Ishak, saray başhekimliğine atanmış, Bağdat'ta kendi kurduğu çeviri okulunda öğrencileriyle birlikte klasik Yunan metinlerini Arapça ve Süryaniceye aktararak tüm İslâm dünyasına yaymış. 

Dioskorides'in yapıtının Arapça çevirilerinden Kitabü'l - Haşayiş'in minyatürlü nüshalarından ikisi bugün Süleymaniye ve Topkapı Sarayı Müzesi kütüphanelerinde. 

EBÛ'L-KASIM ZEHRÂVİ (936-1013m)

 

Avrupalı papazlar, 1163 tarihinde "Papazlar Meclisi"nde aldıkları bir kararla, tıpla ilgili bütün okulları kapattırmışlardır. Doktorlar birer sihirbaz ve yalancıydı. Doktorluk suçtu.

Ortaçağ Avrupâsında doktorluk yasaklanırken, Avrupâ nın İslâm dünyası aynı çağda dev adımlar atıyor, büyük doktorlar yetiştiriyordu. Bu doktorlardan biri de Ebu'l-Kasım Zehravi idi. Zamanında ilim ve kültür seviyesi en yüksek olan Kurtuba Üniversitesi'nde öğrenim gördü. Zehravi, önce Endülüs Emevi halifelerinden Üçüncü Abdurrahman ile, sonra yerine geçen İkinci Hakem devrinde saray doktoru olarak çalıştı ve hükümdarların özel doktoruMüslüman cerrahların babası olarak kabul edilen Zehravi, daha çok cer-

rahi sahasında başarılı ve meşhurdur. 

Cerrahiye ilk önem veren alim, meşhur Razi idi. Ali bin

Abbas onun yolunu takip etmiş, sonra da İbn-i Sina yetişmiştir. Ameliyatlarda kullandığı aletleri kendisine has bir metodla mikroplar-

dan temizledikten sonra kullanıyordu. Bu işte, bilinen ve madde'üs-safra

denilen bir maddeden faydalandı. Günümüzde yapılan araştırmalar, bu

maddenin bakterileri imha edici özelliğe sahip olduğunu ispatlamıştır. Böbrek taşlarının nasıl çıkarılacağını ilk defa o tesbit etti. Bu ameliyatı

ilk defa o gerçekleştirdi. Yaptığı ameliyat, çağımızın en ileri gelen opera-

törlerinin yaptıkları ameliyatla aynı idi. bulduğu ameliyat yöntemleri ve 200 civarında alet hâlâ kullanılmakta.


Aksemseddin Hoca

 

Akşemseddin Hoca 1389 senesinde İskilip’e bağlı Evlik köyünde doğmuştur. 1460 senesinde Göynük’de vefat etmiştir. Gerçek adı Şeyh Mehmet Şemsettin Bin Hamza, 15. yüzyılın en büyük bilim adamlarından sayılır. 

Haci Bayram Veli’nin müridi ve Fatih Sultan Mehmet’in hocalarındandır. İstanbul'un manevi fatihi olarak da anılır. Saçının ve sakalının ak olması ve beyaz elbiseler giymesinden dolayı 'Akşeyh' veya 'Akşemseddin' adlarıyla meşhur olmuştur. İskilip'te çocuklarından Nurulhuda'nın türbesi ile diğer yakınlarının mezarları vardır. 

Evlik köyünde yer alan tek bir çivi çakılmadan yapılan camiiyi onun yaptırdığı yazılıdır. Medrese öğrenimini zamanın büyük velisi Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin yanında tamamladıktan sonra seçkin bilginler arasında yerini aldı. Uzun yıllar Osmanlı medreselerinde çalışarak yüzlerce öğrenci yetiştirdi. 

Tıp alanında bulaşıcı hastalıklar üzerinde de önemli çalışmalar yaptı. Araştırmaları sonunda tıp ile ilgili Türkçe yazdığı Maddet-ül Hayat ve Arapça yazdığı Hall-i Müşkilât ve Risalet-ün Nuriye adlı Tasavvuf kitapları, bilinen ünlü eserleridir.Tıp ile ilgili Türkçe yazdığı Maddet-ül Hayat'ta geçen Hastalıkların insanlarda teker teker peyda olduğunu zann etmek yanlıştır.Hastalıklar insandan insana gözle görülmeyecek kadar küçük tohumlar vasıtasıyla geçer cümle ile ilk mikrop teorilerinden birini ortaya atmıştır. Tarihte Mikro organizmalardan bahseden ilk kişidir.Ve Mikrobiyolojinin babası sayılmaktadır.

Avrupa tarihinde ilk mikrobun 19.yüzyılın bilim adamı Pasteur’ün tespit ettiği söylenir. Fakat Aksemseddin Hoca Pasteur’den 400 sene önce kendi kitabında yazmıştır.




 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !